Cennetin Yeryüzündeki Aynası: Elhamra’da Su, Derinlik ve Yansıma Estetiği
Tarih boyunca bahçeler, sadece yeşillik ve ağaçtan ibaret alanlar olmamıştır. Özellikle İslam medeniyetinde bahçe kavramına çok önem verilmiş ve bunların bir tezahürü olarak mimaride su ve yeşilin uyumu en üst seviyeye taşınmıştır. Bu sanatın en kusursuz ve büyüleyici örneklerinden birini görmek için yönümüzü Endülüs’e, Granada’nın kalbinde yükselen Elhamra Sarayı’na çevirdiğimizde, karşımıza bilinen kalıpların ötesinde bir su dehası çıkar.
İslamiyet’te bahçe kavramının bu denli kutsal ve değerli sayılmasının kökenleri doğrudan Kur'an-ı Kerim'e dayanır. Nitekim Kur’an’da cennet altından ırmaklar akan bahçeler olarak tasvir edilmiş; “altından ırmaklar akan cennetlere sokacağız” vaadi sık sık yinelenmiştir. Lügatte de cennet kelimesi, gölge yapacak kadar ağaçların dallarının birbirine dolandığı “ağaçlıklı ve hurma dolu bahçe” anlamına gelmektedir. Kur’an-ı Kerim’de bahçelere sahip dört cennetten; Cennetu Adn, Cennetu Firdevs, Cennetu’l-Naim ve Cennetu Me’va’nın zikri açıkça geçmektedir. Ayrıca bu cennetlerden akan dört nehir bulunmakta; Muhammed Suresi'nde bu durum “içinde doğal nitelikleri bozulmamış su ırmakları, tadı bozulmamış süt ırmakları, içenlere lezzet veren şarap ırmakları, süzülmüş bal ırmakları” olarak dört farklı özellikte nehir şeklinde aktarılmaktadır. Endülüslü ünlü mutasavvıf İbnü’l-Arabi de İlk Akıl’dan sonra yaratılan ve canlılara hayat veren maddenin su olduğundan bahseder. Bu yönüyle su ve suyun can verdiği yeşil alanlardan oluşan bu estetik kompozisyon, alana ferahlıkla beraber çok derin bir manevi anlam da kazandırmıştır.
Elhamra’nın o dillere destan bahçelerini yeşertmek ve bu su estetiğini var etmek için Nasrî sultanları döneminde muazzam bir hidrolik mühendisliği gerçekleştirildi. Granada şehrinin içinden, Müslümanlar tarafından Hadarro olarak adlandırılan Darro Nehri geçmektedir. Nasrîler döneminde "Hükümdarlık Kanalı" (Acequia Real) projesi ile kanallarla taşınan nehir suları, şehrin su ihtiyacını karşılamakla beraber sarayda pek çok alanda kullanılmıştır. Bu kullanım alanlarından bazısı, İslamiyet’in en önemli erkanlarından olan temizliğin görülebilmesi için hamamlar olmuştur. Ayrıca sarayda yaşayan halkın günlük kullanımında da su önemli bir yer edinmiştir. Nitekim sarayın su ihtiyacını karşılamak, yazlık bir saray olan Cennetü’l-Arîf (Generalife) bahçelerini sulamak amacıyla, 1238 yılında Nasrî sultanı Ⅰ. Muhammed’in emriyle nehrin suyu altı kilometre yukarıya, eğim mühendisliğiyle taşınmış ve Elhamra Sarayı’nın su sistemine entegre edilmiştir.
Mavi şerit, Kraliyet Kanalı (Acequia Real Kanalı)’nın Cennetü’l-Arîf ve Elhamra’ya güzergahı; noktalı alan, Nasrî döneminde kanalın olası yolunu göstermektedir.
Ancak Elhamra Sarayı’ndaki bu su tasarımı, İslam dünyasında yaygın olan ve mekanı dört eşit parçaya bölen klasik İran saraylarındaki Çar Bağ sisteminden biraz daha farklı bir kompozisyon olarak kullanılmıştır. Saray mimarları, katı ve keskin geometrik sınırları olan bir Çar Bağ düzeninden ziyade; uzun, ince su kanalları ve özenle ayrılmış su havuzlarıyla alana derinlik katmayı amaçlamışlardır. Sarayda bölünmemiş dikdörtgen uzun havuzlu bahçeler bulunmakla birlikte, çar bağ sistemine benzeyen sahalar da esnetilerek kullanılmıştır. Elhamra Sarayı’ndaki bahçe ve avlularda ortada bir çeşme bulunmakta ve çeşme alanı parçalara ayırmaktadır. Bu ayrılan alanlar; kimi kısımlarda havuz, kimi kısımlarda ise bitkilerle donatılmış bahçeler olmuştur. Dolayısıyla Cennetü’l-Arif’in ana bahçesindeki gibi uzun dikdörtgen bir havuz formuyla mekana boylamsal bir derinlik kazandırıldığı net bir şekilde görülür.
Sarayda ön plana çıkan havuzlu kısımların başında Aslanlı Çeşme’nin olduğu avlu, Partal Sarayı’nın bahçeleri ve Mersinli Avlu gelir. Aslanlı Çeşme’nin olduğu avluda on iki aslanla çevrili dairevi bir çeşme avlunun hemen ortasında bulunmakta ve avluyu kanallarla dörde ayırmaktadır. Mersinli Avlu’da ise dikdörtgen uzun bir havuz bulunmaktadır. İşte bu havuzlarda ve uzun su kanallarında pürüzsüz bir "yansıma efekti" yaratılmıştır.
Aslanlı Çeşme
Müslüman mimarlar, durgun suları adeta devasa birer ayna gibi kullanarak muhteşem bir cennet yansıması tahayyülü oluşturmuşlardır. Havuzların yüzeyine düşen saray silüetleri ve gökyüzünün eşsiz maviliği sayesinde, maddi dünyadaki taşın ve duvarların ağırlığı suyun hafifliğiyle kırılır. Gökyüzü havuzun içine dökülürken, yukarıda olan aşağıya iner; böylece insan, kutsal metinlerde vadedilen o altından ırmaklar akan cennet tasvirinin yeryüzündeki bir akisini, yani bir vizyonunu deneyimler.
Elhamra ve hemen yanı başındaki Cennetü'l-Arîf bahçeleri; suyun dingin sesi, yeşil alanların ferahlığı ve optik yansımaların kusursuzluğuyla insan ruhuna manevi bir huzur üflemek için tasarlanmıştır. Endülüs'ün dahi mimarları, suyu sadece fiziki bir serinlik ve temizlik aracı değil, mimarinin ana malzemesi haline getirerek taşa ve suya adeta bir cennet şiiri yazmışlardır.
kaynaklar:
[1] Annemarie Schimmel, Sayıların
Gizemi, çev. Mustafa Küpüşoğlu (İstanbul: Kabalcı Yayınevi, [yayım yılı
belirtilmemiş]), İnceleme Dizisi: 123. s.106.
[1] Kur’an-Kerim, Nisa Suresi, 57.
[1] Muhammed b. Mukarram. Lisânü’l-Arab.
“c-n-n” maddesi. Beyrut: Dâru Sâdır,
t.y. XIII, 100.
[1] Kur’an-ı Kerim, Ra’d Suresi, 31.; “O güzel son,
babalarından, eşlerinden ve çocuklarından lâyık olanlarla birlikte girecekleri
adn cennetleridir; melekler de “Sabretmenize karşılık elde ettiğiniz esenlik
daim olsun! Dünya yurdunun ardından ulaştığınız sonuç ne güzel oldu!” diyerek
her kapıdan onların yanına girerler.”
[1] Kur’an-Kerim, Kehf Suresi, 107.; “İman edip dünya ve
âhiret için yararlı işler yapanlara gelince, onlar için de konak olarak firdevs
cennetleri vardır.”
[1] Kur’an-Kerim, Vakıa Suresi, 89.; “Ona huzur, güzel
nasip ve nimetlerle dolu cennet vardır.”
[1] Kur’an-ı Kerim, Necm Suresi 15.; “Ki onun yanında
huzur içinde kalınacak cennet vardır.”
[1] Kur’an-ı Kerim, Muhammed Suresi,15.
[1] İbnü’l-Arabi, Fütuhât-ı Mekkiyye, c.1, s.20.
[1] İbrahim Ebû Ermis, “Kasabat Medînetü’l-Hamrâ bi-Ğırnâta (Tarihî ve
Mimari Bir İnceleme)”, Kudüs Açık Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi,
Filistin, s. 91.
[1] el-Hamevî, a.g.e. c.4,
195.
[1] Didem Erten Bilgiç, Din Ve
İnançlarda Suyun Önemi Ve Mimariye Yansıması El Hamra Sarayı Örneği, Türk &
İslam Dünyası Sosyal Araştırmalar Dergisi /The Journal of Turk & Islam
World Social Studies, Yıl: 6, Sayı: 20, Mart 2019, s. 59-76, s. 68.; https://granadainsider.com/two-rivers-granada/ (22.04.2025)
[1] https://legadonazari.blogspot.com/2014/10/al-saqilla-al-sultan-acequia-real-de-la.html
[1] Didem Erten Bilgiç, Din Ve İnançlarda Suyun Önemi Ve Mimariye Yansıması El Hamra Sarayı Örneği, Türk & İslam Dünyası Sosyal Araştırmalar Dergisi /The Journal of Turk & Islam World Social Studies, Yıl: 6, Sayı: 20, Mart 2019, s. 59-76, s. 64.
Yorumlar
Yorum Gönder