Kayıtlar

ben kimim?

Bir varlık ne yapabilir ne yapamaz? Nasıl yani ne anlamda ne yapabilir ne yapamaz? Bir taş mesela ne yapabilir bu dünyada görevi veya yaptığı bir şey var mıdır? Nelerde iyidir nelerde kötüdür? Bir taş kötü bir şey veya iyi bir şey yapabilir mi? Allah Musa’ya karşı ki dağı gösterdi ve bak bakalım bu dağa eğer bu dağ benim cemalime dayanabilirse sana da kendimi göstereceğim diye buyurdu. Allah dağa cemalinden gösterdi ve dağ bir taştan nehir gibi aktı gitti. Bu dağ iyi bir şey yapmış mıdır? Olabilir mi böyle bir şey? Oldu. Çünkü ol dedi. Taş bile olsan iyi şeyler yaparsın. Merhaba, ben Sümeyye ben neleri iyi yapıyorum? Bana ol denilen kelime nedir ben bilmem ben biraz gevezelikle işlerimi sırlarım. Elim çabuktur vaki olanı yine sırlarım. Sır dediysem de benim mayama Allah ruhlar aleminde ne koymuştur ben de merak ederim. Şüphesiz Allah hiçbir şeyi batıl yaratmamıştır ben batıldan mıyım haktan mıyım?

Cennetin Yeryüzündeki Aynası: Elhamra’da Su, Derinlik ve Yansıma Estetiği

Resim
     Tarih boyunca bahçeler, sadece yeşillik ve ağaçtan ibaret alanlar olmamıştır. Özellikle İslam medeniyetinde bahçe kavramına çok önem verilmiş ve bunların bir tezahürü olarak mimaride su ve yeşilin uyumu en üst seviyeye taşınmıştır. Bu sanatın en kusursuz ve büyüleyici örneklerinden birini görmek için yönümüzü Endülüs’e, Granada’nın kalbinde yükselen Elhamra Sarayı’na çevirdiğimizde, karşımıza bilinen kalıpların ötesinde bir su dehası çıkar.      İslamiyet’te bahçe kavramının bu denli kutsal ve değerli sayılmasının kökenleri doğrudan Kur'an-ı Kerim'e dayanır. Nitekim Kur’an’da cennet altından ırmaklar akan bahçeler olarak tasvir edilmiş; “ altından ırmaklar akan cennetlere sokacağız ” vaadi sık sık yinelenmiştir. Lügatte de cennet kelimesi, gölge yapacak kadar ağaçların dallarının birbirine dolandığı “ ağaçlıklı ve hurma dolu bahçe ” anlamına gelmektedir. Kur’an-ı Kerim’de bahçelere sahip dört cennetten; Cennetu Adn, Cennetu Firdevs, Cennetu’l-Naim ve C...

Ziryab’ın Kaçışı; Meyve

       Âdemlikten payını alan -oğulları/insanlar merak duygusunun hep bir adamı ötesine geçebilmeyi arzuladılar. Cennetin izdüşümü coğrafya, kültür ve ihtiyaçlar olarak yeniden çağlar boyunca sürekli şekil değiştirdi. Aden Bahçelerindeki o ağaç da cennet tasvirine paralel olarak değişmeye devam etti. Ancak tadılan meyve, bazısına iktidar bazısına şan bazısına ise sefalet bazısına güç, para, dünyevi hazlar gibi tatları tattırdı. Dünyadaki cennet, yeri geldi kutsal mekanlar yeri geldi Harun Reşid’in iktidar sarayı oldu. Harun Reşit öncesindeki çağlarda ise insanlara göre cennet figürü arşın yansımasının tam altında yer alan Kabe’nin bulunduğu alandı. Zira İbrahim (as)’ın duasından sonra Mekke hem bir ticaret hem de din merkezi haline gelmişti: “ “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl!” Bu cennettin ağacının meyvesi kimisine maddi kimisine manevi tatlar sunuyordu. Ancak bazıları var ki, onlar ağacın meyvesinden hem maddi hem de manevi tatlar alabiliyorlardı. Bu şanslı sayılabile...

Ziryab'ın Kaçışı: Ağaçlar

Resim
  Ziryab’ın Kaçışı: Ağaçlar   “Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacının ve son bulmayacak bir hükümranlığın yolunu göstereyim mi? (Tahâ, 120.)   Yüce Allah altı günde yerleri ve gökleri; bu altı günün birinde de cennette Âdem ile Havva’yı yarattı. [1] Cennet o ki, ağaç dallarının birbirlerine dolanarak yere gölge yapan ağaçlarla dolu, altında ırmaklar akan bahçeler. [2] Hiç ağaçlar hakkında düşündünüz mü? Mesela Âdem ile Havva’nın ağacını? Bu ağaç hakkında pek çok rivayet vardır. Bir rivayete göre elmadır ki, bu en sevilen rivayettir. Çünkü elma ağacı hayat ağacının tüm vasıflarını taşır. Düşündüğünüzde masallara kötü kalpli cadının elinde hep bir tane kırmızı elma var olduğunu hatırlarsınız. Bu elma hayat alır. Bir başka hikâyede çocuğu olmayanlara iki elma verir, dervişin biri. Bu elma yeni bir can verir. Mesela Bir Yusuf Masalı’nda Yusuf sevdiceğinin yanağı şefkat tokadı vurduktan sonra Şivekar bir elmaya dönüşüp cinlerden saklanır. Bu elma ise gizli bir bahçede sak...

Vengo ve Elhamra Rüyası üzerine birtakım çeşitlemeler..

Resim
  Merhaba dostlar uzun bir aradan sonra yine merhaba.. Konseptimizi bir minyatür bir film olarak yenilemeye ne dersiniz? Cevabınız “-evet.” ise doğru adrestesiniz. Buyurun oturun dizimin dibine haydi biraz sohbet edelim ancak bilirsiniz ben biraz gevezeyim. Halini vaktinizi sordum, büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öptüm sayın. Sahi görüşmeyeli kaç gün kaç saat oldu? Ah dostlar ah bir bilseniz başıma neler geldi neler.. Ama aralarında en güzeli minyatüre başlamam oldu diyebilirim.   Yeni bir ruh aktarımı. Evet ruh aktarımı portalımıza hoş geldiniz bu kapıdan geçtiğinizde ardınızda bıraktığınız dünyada güneş çoktan batmış, önünüzdeki alemlerde ise yeni şafak söküyor; ufuktaki kızıllığa bakar mısınız!? Size Ahmet Haşim’den “Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta.” mısralarını okudum sayın. Ay ne bu sendeki saydırma derdi, başlatma şimdi saymana dediğinizi de duydum. Haklısınız dostlar ne diyim. Velhasıl geçtiniz mi portalımızdan? İntersellar’deki gibi zaman mefhumum...