Ziryab'ın Kaçışı: Ağaçlar
Ziryab’ın
Kaçışı: Ağaçlar
“Ey Âdem! Sana
sonsuzluk ağacının ve son bulmayacak bir hükümranlığın yolunu göstereyim mi? (Tahâ, 120.)
Hristiyan
inancına göre Tanrı Aden bahçesinin ortasına iki ağaç diker. Bunlardan biri
Yaşam diğeri ise Bilgi ağacıdır. (Tekvin 2:9, 10). Âdem, Yaşam Ağacının
meyvesinden ilk başlarda yiyebiliyorken Bilgi Ağacının meyvesine dokunması
yasaktı. Zira Rab, Adem’e Bilgi ağacının meyvesine dokunmaması dokunduğu
takdirde ölümlü bir hayatı olacağını da bildirdi (Tekvin 2:17). Ancak zamanla
Rab, Adem’in “iyiyi ve kötüyü bilmekte kendilerinden biri gibi oldu ve şimdi
elini uzatmasın ve hayat ağacından almasın ve yemesin ve ebediyen yaşamasın
diye (Tekvin3:22)” onu cennetten çıkarmaya karar verdi. Ancak henüz cennetten
çıkarılmamışken Âdem ve Havva’nın gözüne Bilgi Ağacının hoş meyvesi ilişti ve
ağacın meyvesinden yediler (Tekvin 3:6). Nitekim Rab bu olanlar üzerine şöyle
dedi: “İşte, Âdem iyiyi ve kötüyü bilmekte bizden biri gibi oldu (Tekvin 3: 22).” ve şimdi elini uzatıp hayat ağacından almasın ve yemesin ve
ebediyen yaşamasın diye onu Aden bahçesinden, kendisinin içinden alındığı
toprağı işlemek için çıkardı.
İslam
inancındaki bir rivayete göre Âdem ve Havva’nın dokunduğu bu ağaç Sidretü’l
Münteha’dır. “Sonlanmak” anlamına gelen İnteha انتهى
fiilinden türeyen Münteha kelimesi “bitiş yeri” anlamına gelir. Sidretü’l
Münteha ise “beşerî ilmin bittiği gaybî ilimlerin başladığı” Rasulullah’ın
Miraç’ta geçebildiği noktadaki ağaçtır. Bu ağaç göğün en uç kısmında bulunur.
Tüm bu bilgilerden yola çıkıldığında Sidretül Münteha ağacının meyvesi,
meyvenin tadına bakanlarda önü alınamaz şekilde bilgilerin ötesine geçme arzusunu
uyandıran bir tada sahip olduğu düşünülebilir. İster Bilgi Ağacı denilsin,
ister Sidretül Münteha, ister elma ağacı Allah, bu nevi meçhul ağaca dokunmama
hususunda “daha önce Âdem’den söz almıştı, fakat o bu sözünü unuttu; Allah
da onda yeterli bir kararlılık görmedi. (Taha
115)”
Zaten
hiçbirimiz hatta Âdem bile o ilk tohumun çatlayıp filizlendiğine şahit olamadı;
elma, armut, sidre veya siz ne derseniz deyin bu ağaca. Bu doğrultuda elbette
Adem’e yazılan kader vuku bulacak, Allah’ın bizim için İlk Akıl’la çizdiği plan
işleyecekti. Ademliği içimizde barındırmanın, bilme arzusuna sahip olmanın
etkilerini biraz da kendi çizelgemizde arayalım.
“…
Âdem ise
Henüz
yaratılış toprağıyla su arasındaydı
Onu
naklettin, ta ki kendi devri geldi
Onun
sonunu başlangıca bağladın” (Fütuhat
Mekkiyye 1, 19).
.
Yorumlar
Yorum Gönder