Arabistanda Kaya Yazıtları

 Geçenlerde Suudi Arabistan’da keşfedilen ve üzerinde İhlas Suresi’nin kazılı olduğu kaya yazıtı, kamuoyunda büyük bir şaşkınlık yarattı. İlk bakışta bu durum çok olağandışı görünse de aslında Arap Yarımadası’nın derinliklerinde saklı duran epigrafi (kitabe bilimi) mirası bize çok daha köklü bir hikaye anlatır.

    Bölge incelendiğinde; El-Ula yakınlarında Semûdî kavminden kalma yazıtlar, Şam’ın güneydoğusundaki Safâ Yazıtları ve Güney Arabistan’daki Lihyânî kitabeleri göze çarpar. Bu yazıtlar, ilerleyen yüzyıllarda karşımıza çıkacak olan oval formlu nesih tarzı yazıların da estetik öncüllerini barındırır. Benzer şekilde, Cebel-i Durûz’un doğusunda bulunan Nemâre (İmruü'l-Kays) ve Ümmü'l-Cimâl yazıtları da Arap yazısının İslam öncesi gelişim zincirinin en önemli halkalarındandır. Halep’teki Cebbul (Gibbou) Gölü’nün güneyinde, Zebed kasabasında bulunan Süryanice, Grekçe ve Arapça olmak üzere üç dilli (trilingual) yazıtlar ise köşeli kûfî hat modelinin erken etkilerini taşır.

    Tüm bu arkeolojik kanıtlar ışığında, Arapça'nın İslamiyet'ten önce hiç yazılmadığı veya bilinmediği yönündeki yaygın ezber ciddi şekilde sorgulanabilir hale gelmektedir. Aslında bu tarihsel gerçekliği doğrulamak için sadece arkeolojiye değil, klasik İslam literatürüne bakmak da yeterlidir. Belâzürî, ünlü eseri Fütûhu'l-Büldân'da, İslam Kureyş kabilesinde doğduğunda halihazırda 17 kişinin Arapça okuma-yazma bildiğini açıkça kaydeder. Dolayısıyla, bugün karşılaştığımızda şaşkınlıkla baktığımız o kaya kitabeleri, aslında tarih ve dil literatüründe yeri çoktan belli olan, köklü bir yazı geleneğinin olağan ve somut yansımalarından ibarettir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Vengo ve Elhamra Rüyası üzerine birtakım çeşitlemeler..

Ziryab'ın Kaçışı: Ağaçlar

dumanlı dağ